İSTANBUL'UN 4 MUHAFIZI -I-

 

ŞEYH YAHYA EFENDİ

TÜRBESİ

 

Türbe Adı

:

Şeyh Yahya Efendi Türbesi

Adresi

:

Yahya Efendi sokak, Ortaköy BEŞİKTAŞ

Yaptıran (Banisi)

:

II. Selim

Yapılma Tarihi

:

1570

Mimarı

:

Mimar Sinan

Üslubu / Planı

:

Klasik Osmanlı - Kare

Yatmakta Olanlar

:

Şeyh Yahya Efendi (D:1495 - Vef:1570) ve tekke şeyhlerine ait toplam onbir kişi.

Onarım Durumu

:

Onarımı yapılmıştır.

Web Sitesi

:

http://seyhyahyaefendi.turbelerimiz.org

Şeyh Yahya Efendi Türbesi

Şeyh Yahya Efendi, İstanbul’un büyük evliyalarındandır. Şeyh Yahya Efendi Türbesi Beşiktaş’ta Yahya Efendi Cami içinde yer alır. Türbe, girişin sağı ile namaz kılınacak yer arasını kaplayan dikdörtgen alandır. Türbeyi tanınmış şair ve mutasavvıf Yahya Efendi için II. Selim, Mimar Sinan’a yaptırmıştır.

Şeyh Yahya Efendi Türbesi, çevresi ahşap bölümler ile sarılı, düzgün kare (içeriden 9x9 m) planlı olup kapısı doğuda yer almaktadır. Kapının sağında ve solunda iki katlı birer pencere , batı cephesinde yine iki katlı üç pencere vardır. Türbenin batı ve doğu duvarları inşa edildikleri dönemin klasik üslubuna uygun kapı ve pencere düzeni ile ilk şeklini korumuş, diğerleri değişikliğe uğrayarak günümüze gelmiştir. Ahşap koridora açılan doğu duvarının ortasında basık kemerli giriş, yanlarda altlı üstlü pencere grubu yer alır. Alttaki pencerelerin kesme taş sövelerle çerçevelenmiş olan dikdörtgen açıklıkları lokmalı demir parmaklıklar ile donatılmış, sivri kemerli olan tepe pencereleri ise alçı revzenlerle kapatılmıştır.

Türbenin çevresi dergaha ait ahşap yapılarla sarıldığı ve asıl kagir kubbesinin yerine basık bir ahşap kubbe yapıldığı için türbe dışarıdan görülmez. Bu kubbe kasnaksız olarak sekizgen bir kornişle gövdeye oturmaktadır.

Sade bir yapı olan türbenin cephesi tuğla ve taş ile örülmüştür. İç duvarlarda XIX. yy. üslubunda kalem işi nakışlar bulunmaktadır.

Şeyh Yahya Efendi 1569 ‘da vefat etmiştir. Türbede kendisinden başka birinci sırada Kanuni Sultan Süleyman’ın kızlarından ve Yahya Efendi’nin manevi evladı olan ‘Tasasız’ Raziye Sultan, II.Abdülhamid’in evlatlarından Hatice Sultan ile Şehzade Ahmed Bedrettin Efendi, Yahya Efendi’nin büyük oğlu Şeyh İbrahim Efendi, Yahya Efendi’nin annesi Afife Hatun, ikinci sırada Yahya Efendi’nin hanımı Şerife Hatun, dervişlerden Ali Efendi, küçük oğlu Şeyh Ali Efendi, tekke şeyhlerinden Mehmed Nuri Şemseddin Efendi ile torunu Şeyh Hasan Hayri Efendi olmak üzere 11 kişi medfundur. Bütün bu kabirlerin üstüne ahşap sandukalar konmuş, etrafı 'İstanbul işi' sedef kakmalı ahşap korkuluklar ile kuşatılmıştır. Türbenin dışında demir kanatlı cümle kapısının iki yanında 7 kişi daha gömülüdür.

İstanbul’da Şeyh Yahya Efendi’nin hayatta iken sahip olduğu büyük şöhret vefatından sonra da devam etmiş, türbesi ile tekkesinin çevresi kendisine "komşu" olmak isteyen binlerce insanın kabirleri ile dolmuştur. 16. yy’ın ikinci yarısından itibaren türbeye gömülmüş olan birçok tarikat ehli, devlet ricali, ulema, hanedan ve saray mensubuna ait mezar taşları çeşitlilik göstermektedir.

Kaynaklar:

• DEMİR, İsmet- Hacı Osman Yıldırım, "Yahya Efendi ve Güzelce Ali Paşa Türbeleri", Beşiktaş’lı Şeyh Yahya Efendi ve Üveysilik, Şeyh Yahya Efendi Kültür ve Araştırma Vakfı Yayın No:1, İstanbul, 1997, s.110-114

• DEMİRCANLI, Yüksel Yoldaş, "Yahya Efendi Türbesi", İstanbul Mimarisi İçin Kaynak Olarak Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, s.63

• TANMAN, M.,Baha, "Yahya Efendi Tekkesi", Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, Cilt 7, İstanbul, 1994, s.409-412

• TEKSARI, Serhat, “Şeyh Yahya Efendi ve Türbesi”, İstanbul Türbeleri, İstanbul, s.271-277

• YÜKSEL, İ.Aydın, "Yahya Efendi Tekkesi (Mescid, Medrese, Türbe, Hamam, Çeşme)", İstanbul’un 550 yılı için Osmanlı Mimarisinde Kanuni Sultan Süleyman Devri (926-974), VI. Cild, İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul, 2004, s.729-733

 

 

AZİZ MAHMUD HÜDAİ

TÜRBESİ

 

Türbe Adı

:

Aziz Mahmud Hüdai Türbesi

Adresi

:

Gülfem Hatun Mah. Mektep Sok. Aziz Mahmud Hüdai Camii avlusu ÜSKÜDAR

Yaptıran (Banisi)

:

-

Yapılma Tarihi

:

17. yy.

Mimarı

:

-

Üslubu / Planı

:

Klasik Osmanlı-Dikdörtgen Planlı

Yatmakta Olanlar

:

Aziz Mahmud Hüdai (D:1541-V:1628) ve akrabalarına ait toplam onbir sanduka.

Onarım Durumu

:

Bakımlı ve iyi durumdadır.

Web Sitesi

:

http://azizmahmudhudai.turbelerimiz.org

 

Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri (1541 – 1628)

Aynı adı taşıyan külliyenin bir parçası olarak inşa edilmiştir. İstanbul’un en tanınan mutasavvıflarından Aziz Mahmud Hüdai; külliyenin ilk yapıları hüviyetini gösteren tevhidhane, derviş hücreleri, mutfak, yemekhane, Aziz Mahmud Hüdai ve dört kızına tahsisli beş ev, cümle kapısı ve yanında iki çeşmenin üzerine inşa edildiği arsayı 1589’da satın alarak üzerine bu manzumenin inşası başlatmış, H. 1003/1594-95’de bu yapılar tamamlanmıştır. Tevhidhane-mescit H.1007/1598–99 yılında Aziz Mahmud Hüdai’nin minber ekletmesiyle aynı zamanda camiye dönüştürülmüştür. Tekke tarihi kaynaklarda Hazret-i Hüdai Âsitanesi, Hüdai Mahmud Efendi Âsitanesi, Pişvây-ı Tarikat-ı Aliye-i Celvetiyye, Aziz Mahmud Efendi Hankahı, Hazret-i Hüdai Aziz Mahmud Efendi Dergahı, Hüdaî Dergâhı, Hüdaî Aziz Mahmud Efendi Tekkesi gibi adlarla anılır.

1850’lere kadar çeşitli eklerle genişleyen tekke, 1850’de Üsküdar çarşısından çıkıp yukarılara yayılan yangında önemli ölçüde yanmış, Pirin vefatından hemen sonra inşa edilen türbe yapısı bunun istisnası olarak ayakta kalmıştır. Yanan tekkenin ihyasına kadar geçen süre içinde türbe, aynı zamanda tevhidhane olarak kullanılmıştır.

Hüdaî Dergahı’nın yeniden inşasıyla ilgili Kemaleddin Şenocak’ın Hayrullahî Tâceddin Efendi’ye dayanarak Sultan Abdülmecid’in halası Esma Sultan, Rıfaîliğin Çarşamba tekkesi postnişini Şeyh Nuri Efendi’ye olan intisabından bahisle O’nu ziyaret ettiğini ve Padişah yeğenini de ileri yaştaki Şeyh Nuri Efendi’ye ziyarete teşvik ettiğini, bu ziyaret sırasında, Sultan’ın dergahını yenileme teklifi yaptığı, ancak Şeyh’in bunun yerine “Hazret-i Hüdaî dergahı yandıktan beri dedegân dört yıldır mukabeleyi türbede yapıyorlar, orayı yaptırırsanız bizi memnun edersiniz” diyerek buraya yönlendirdiğini nakille Padişah’ın derhal ferman buyurduğunu ve iki yıl içinde inşanın tamamlandığını yazar. Yine Şenocak Postnişin Ruşen Tevfikî Efendi’nin Sultan Abdülmecid Han’a yapılan dergahı gezdirdiğini ve Sultan’ın beğenisini izhar ettiğini, nihayet türbe önündeki su kuyusunun başında Sultan’ın “Şeyhim çok güzel ve metin olmuş” dediğini ve Ruşen Efendi’nin ise “Padişahım inşallah tamirine de muvaffak olursunuz” diye mukabele ettiğini yazar.

Dergahın H.1272/M.1855-56’da inşa ettirildiği külliyenin cümle kapısında bulunan ortası Sultan Abdülmecid tuğralı, metni Süleyman Salih Efendi’ye ait kitabeyle, cami cümle kapısındaki yine tuğralı ve metni Ahmed Sadık Ziver Paşa’ya ait talik kitabelerden anlaşılmaktadır.

Bu ihya faaliyeti sırasında cami-tevhidhaneye bir hünkar mahfili ile kompleksin güneyine bir sıbyan mektebi eklenmiştir. Daha sonra H.1317/M.1899-1900’de cami-tevhidhanenin karşısına Lütfi Bey tarafından bir kütüphane binası yaptırılmıştır.

İlk türbe binasının Pir’in 1628’de vefatını takiben yapıldığı bilinmektedir. Sultan Abdülmecid döneminde ihya edilen tekkeye ait yapılarla birlikte türbe yapısı da ele alınmıştır. Esasen 1850 yangınında yanmamış olan türbe binası bu ihya faaliyetinin bir parçası olarak tekrar ele alınmıştır. Tarih boyunca Celvetilerce özel bir ihtimam gösterilen türbe yapısı üç bölümden oluşmaktadır. En dışta camekanlı bir bölüm önünde piramidal formlu bir külahla örtülü, mermer su kuyusunun da bulunduğu türbedar mekanı ve onun da önünde asıl türbe bölümü. Tanzimat döneminde beğenilerek kullanılan ampir öğeler tüm külliyede olduğu gibi türbe yapısında da kullanılmıştır. Dikdörtgen planlı harim, yuvarlak kemerli pencerelerle aydınlatılırken; dışta bir silme, kemer üzengi hizasında bütün yapıyı çepeçevre dolaşır. Harimin ortasında daire kesitli toskan başlıklı dört mermer sütun tarafından taşınan Celveti tacı gibi 13 dilimli bir ahşap kubbe yerleştirilmiştir. Kubbenin altına gelen madeni şebekeli Pir’in sandukasının etrafına Pir’in 9 çocuğu ile 1 torununa ait diğer sandukalar sıralanmıştır. Türk Sanatı’nda kitap kapaklarında beğenilerek kullanılan kompozisyonlar duvar ve kubbe yüzeylerine panolar halinde işlenmiştir. Renkli kalem işiyle yapılan bu düzenlemelerden başka gövdenin üst bölgesine siyah üzerine yaldız celi sülüs hatla Mülk Suresi istiflenmiştir. Bu hat kuşağı Mahmud Celaleddin Efendi’ye aittir. Bundan başka camekanlı bölümden türbedarların bulunduğu kısma geçişteki pencereler üzerinde iki ayrı pano halindeki kitabede talikle yazılmış

“Bu meşhed mecma-i ervâh-i ecsâd-i Hüdâyî’dir.
Edeble gir azîzim türbe-i pâk-i Hüdâyî’dir.
Dila tahsil edem dersen eğer zevk-i ilahîden
Nasîbini alur elbet giren bâb-ı Hudâyî’den” yazısı okunur.

Bunun dışında asıl harime geçit veren kapının üzerindeki talik kitabede şunlar okunur:

Kad medâ şeyh-i şüyühü’l-âfâk
Hassahu’llahu Teâlâ bi’l-cûd
Serret bi’s-sefri ve âyenet Hüdâ
Ravzı lutfin ve makâm-ı Mehmüdin
Züyyinet cennetü âdnin ve kusûrin
Bi-riyadın ve hayyâd-ı mevrûdin
Tavvaka’l-hûru nuhûren bi’n-nûri
Mislü gılmanı’l-lezî dâr-ı Hulûd
Seele’l hâtıru an sahibâ
Hâtıfün Kâle eş-şeyhü Mahmûdün (1038 ?)

Cami-tevhidhanenin minaresi 1328/1909-10’da yıldırım isabet etmesi neticesi türbenin orta sofasına (türbedarlar bölümü) düşmüş ve birkaç yıl türbedarlar harimdeki mermer sütunların yanında nöbet tutmuşlardır. Daha sonra Topal Rauf Paşa’nın kızı Fatma Hanım bugünkü orta sofayı ve camekanlı bölümü inşa ettirmiştir.

Derleyen: Ali Ziyrek

Kaynaklar:

• ŞENOCAK, Kemaleddin, Aziz Mahmud Hüdayi, Kardeşler Basımevi, 2. Baskı, İstanbul 1984

• TANMAN, M. Baha, “Aziz Mahmud Hüdaî Külliyesi”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, Türkiye Ekonomi ve Toplumsal Tarih Vakfı Yayınları, C. 1, s. 507-510, İstanbul 1993

• TANMAN, M. Baha, “Aziz Mahmud Hüdâyi Külliyesi”, İslam Ansiklopedisi, C.4, s. 340-343, İstanbul 1991

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !