İSTANBUL'UN 4 MUHAFIZI -II-

EYYÛB SULTAN

TÜRBESİ

 

Türbe Adı

:

Eyüp Sultan Türbesi

Adresi

:

Eyyüb Sultan Mah. Eyüp Camii avlusu 47. ada 13. parsel EYÜP

Yaptıran (Banisi)

:

Fatih Sultan Mehmed

Yapılma Tarihi

:

1458

Mimarı

:

-

Üslubu / Planı

:

Klasik Osmanlı-Sekizgen

Yatmakta Olanlar

:

Asıl türbe kısmında Eyyüb Sultan (V.669) Tek başına medfundur.

Onarım Durumu

:

Tavan ve çinilerinin acil onarım görmesi gerekmektedir.

Web Sitesi

:

http://eyyubsultan.turbelerimiz.org

 

Eyyüb Sultan Türbesi

Eyüb Sultan Türbesi; Eyüp ilçesinde bulunan Eyüb Sultan Külliyesi içinde yer almaktadır.

İstanbul’un en önemli ziyaretgahlarından biri olan Eyüb Sultan Türbesi’ne sadece halk değil, Osmanlı Dönemi’nde padişahlar da büyük önem vermişler ve padişahların kılıç kuşanma törenleri burada gerçekleşmiştir.

Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin Akşemseddin tarafından keşfedildiği rivayet edilen kabri üzerine inşa edilen türbe, Eyüp Sultan Külliyesi’nin ana yapısıdır. Türbe, Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u almasından sonra yapılmış ve H.863/M.1459 tarihinde ilk olarak cami ve arkasından imaret, medrese ve hamam inşa edilmiştir. Ayrıca türbenin etrafında bir de hazire oluşmuştur. Klasik Osmanlı mimarisine bir örnek olan yapı zaman içinde bazı onarımlar görmüş ve ilaveler yapılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman devri sadrazamlarından Semiz Ali Paşa (ö.1565), türbenin çıkış koridorunun sonuna bir cüzhane yaptırmıştır. I. Ahmed döneminde (h.d. 1603–1617), türbenin önüne bir ziyaret bölümü ile sebil ilave edilmiş, türbenin, içinde bulunan ve “Kısmet Kuyusu” olarak adlandırılan kuyu ihya edilmiştir. Yine bu dönemde Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin sandukasının etrafına gümüşten tel bir şebeke konmuştur. II. Osman’ın annesi Mahfiruz Valide Sultan (ö.1620), Semiz Ali Paşa’nın yaptırmış olduğu cüzhanenin karşısına yeni bir cüzhane yaptırmış olup, kendisi de burada medfundur. III. Ahmed devrinde Sadrazam Damat İbrahim Paşa tarafından türbe ve sanduka şebekesi H.1137/M.1724–25 tarihinde tamir ettirilmiştir. H.1144/m.1732 yılında Sultan I. Mahmud, Hz. Muhammed’in ayak izini (Nakş-ı Kadem-i Peygamberî) Topkapı Sarayı’ndan Eyüb Sultan Türbesi’ne getirmiş ve duvarda açılan niş içerisine yerleştirilmiştir. III. Selim döneminde (1789–1807) cami yeniden yapılırken türbe de onarılmıştır. Daha önce cami ile türbe aynı avluyu paylaşırken, yeni yapılan düzenlemede türbe avlu dışında kalmıştır. Türbe-avlu ilişkisi hacet penceresi ile sağlanmıştır. Türbenin girişine sütunlar üzerine oturan bir revak ilave edilmiş, Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin naaşının yıkandığı yer olduğu inanılan alan, üzerinde Mevlevi sikkelerinin bulunduğu parmaklıklı duvarlarla çevrilmiş olup, köşelerinde “Hacet Çeşmesi” denilen çeşmeler bulunmaktadır. Ayrıca Sultan III. Selim 1207/1792 tarihinde sandukanın etrafına som gümüşten bir şebeke koydurmuştur. Bir başka onarım II. Mahmud (h.d. 1808–1839) döneminde gerçekleşmiştir. Türbenin altında bulunan suyun Haliç’e akmasını sağlayan tonozlu geçitlerin bu dönemde yapıldığı rivayet edilmektedir. II. Mahmud türbeye bir de puşide hediye etmiştir. Pencere ve kapı kanatları I. Abdülhamid döneminde değiştirilmiştir. Fatih dönemine ait olan ahşap kapı kanatları çıkış koridorunun girişine konulmuştur. Türbenin girişinde yer alan sedef kakmalı kapılar II. Abdülhamid tarafından yapıldığı söylenmektedir. Günümüzde de türbeye ufak çaplı onarımlar yapılmaktadır.

Eyüp Sultan Türbesi, Klasik Osmanlı Türbeleri’nin bir örneğidir. Kesme taştan yapılmış olan türbe sekizgen planlı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. Yapının giriş cephesi dışında her cephesine altta dikdörtgen söveli ve sivri hafifletme kemerli; üstte sivri kemerli ve şebekeli pencereler açılmıştır. Cepheler ayrıca silmeler ile çevrelenmiştir. Kubbe kasnaksız olarak türbenin beden duvarları üzerine oturmaktadır. Türbenin girişi günümüzde I. Ahmed döneminde yapılan ziyaret mahali içinde kalmaktadır. Ziyaret mahalinin cephesinde pirinçten bir hacet penceresi yer almaktadır. Şebekenin orta kesiminde Kelime-i Tevhid yazılı olup, çevresi bitkisel bezemelidir. Daha önce bu bitkisel süslemelerin ortasında yer alan dairelerde Mühr-ü Süleyman motifleri bulunmaktaymış, ancak bunlar 1971 yılında kesilerek çalınmıştır. Pencere üzerindeki kitabe pencereyi I. Ahmed’in yaptırdığına dairdir. Taşıyıcı özelliğini yitirmiş olan şebeke 1989 yılında aslına uygun pirinç bir şebekeyle değiştirilmiş olup, orijinal şebeke Türbeler Müze Müdürlüğü deposuna kaldırılmıştır. Aynı cephede I. Ahmed döneminde yapılan dışa üç cepheli bir sebil bulunmaktadır. Türbeye giriş pencere ile sebil arasında bulunan kapıdan sağlanmaktadır. Bu kapı üzerinde Şeyhülislâm Hocazâde Esad Efendi (ö.1034/1625) tarafından Ebû Eyyûb el-Ensârî için yazılmış bir kitabe bulunmaktadır. Bu cephede 16.yüzyılın ikinci yarısı ile 17. yüzyıla tarihlenen çiniler kullanılmıştır. Ulama çini kompozisyonlarının kullanıldığı bu çinilerde bitkisel motifler görülmektedir. Cephenin üst kısmında barok alçı pencereler görülmektedir.

Ziyaret mahaline girildiğinde türbenin güneydoğusunda Kadınlar Mescidi olarak adlandırılan, kare planlı bir mekan bulunmaktadır. Mescid ile sebil arasında Darüssaade Mustafa Ağa’nın (ö.1623) mermer lahti yer alır. Mekanın üzeri tekne tonoz biçiminde olup, bağdadi sıvalı ve üzeri kalem işi süslemelidir. Bu mekanın duvarları zengin çini süslemeler ile değerlendirilmiştir. 16. yüzyılın 2. yarısına ait çinilerin yanı sıra 15. yüzyılın sonuna ait renkli sır tekniğinde çiniler de karşımıza çıkmaktadır. Genel olarak ulama çini kompozisyonlarının kullanıldığı çinilerde, bitkisel motifler görülmektedir. Bunlar içinde en dikkat çekici olanları selvi ağacının kullanıldığı çinilerdir. Türbenin çıkış koridoru üzerinde de farklı dönemlere ait bitkisel kompozisyonlu çiniler ile geometrik desenli ithal çiniler de karşımıza çıkmaktadır.

Asıl türbe mekanına giriş, iki renk taş ile örülen basık kemerli bir kapı ile sağlanmaktadır. Kapının üzerinde yer alan kitabelerde “Allah” (c.c.) ve “Muhammed” (s.a.v.) ile altta “Kelime-i Tevhid” yazılıdır. Kapının iki yanına açılan nişler bugün vitrin olarak kullanılmakta ve birer rahle sergilenmektedir. Kapının bu düzenlemesi sivri kemerli bir niş içine alınarak tamamlanmıştır.

Türbe içerisinde Ebû Eyyûb el-Ensârî tek başına medfundur. Sandukanın ayakucunda bulunan kısmet kuyusu yer almaktadır. Türbenin duvarlarında, üst sıra pencerelerin altına kadar 18. yüzyıl Kütahya çinileri kullanılmıştır. Mühr-ü Süleyman motiflerinin görüldüğü bu çinilerin üzerinde yine çini bir ayet kuşağı yapıyı dolaşmaktadır. Lacivert zemin üzerine beyaz sülüs ile “Besmele” ve “Tevbe” suresinin ayetleri yazılmıştır. Çini süslemeler üstte palmet sırası ile son bulur. Pencere aralarında ve kubbe içinde ise pastel renklerin kullanıldığı barok kalem işi süslemeler dikkati çekmektedir. Kubbe göbeğinde yer alan madalyonun içinde Âl-i İmran suresinin 193. ayeti yazılıdır.

Türbenin en dikkat çekici III. Selim tarafından hediye edilen gümüş şebekesidir. Barok üslupta ele alınan şebekenin yüzeyleri beyzi madalyonlar ve “C” kıvrımları ile dolgulanmış olup, üstte dalgalı alınlıklar ve istiridye biçiminde tepeliklerle son bulur. Şebekenin üzerinde “Besmele” ve “Fatiha” suresi, “Bakara” ve “Âl-i İmran” surelerinin bazı ayetleri ile III. Selim tarafından yaptırıldığını belirten bir dörtlük bulunur. Sanduka üzerinde örtülü olan siyah üzerine sim işlemeli olan puşidenin yazıları, II. Mahmud ile Hattat Mustafa Rakım Efendi’ye aittir. Bunların yanı sıra sanduka üzerindeki kandillikten sarkan gümüş askılar da zengin bir görünüm oluşturmaktadır.

Türbeye zaman içinde pek çok eser hediye edilmiş olup, bunların içinde Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz ve II. Mahmud tarafından yazılan hatlar da bulunmaktadır. Daha önce türbede bulunan Sancağ-ı Şerif H.1115/M.1703 yılında çıkan ihtilalde türbeden alınarak Topkapı Sarayı’na Hırka-i Saadet Dairesi’ne taşınmış olup, bugün sadece kılıfları durmaktadır.

Derleyen: Zeynep Hatice KURTBİL

Kaynaklar:

• AYVANSARÂYÎ HAFIZ HÜSEYİN EFENDİ, Hadîkatü’l-Cevâmi (İstanbul Camîlerî ve Diğer Dînî- Sivil Mi’mârî Yapıları), (Haz. Ahmed Nezih Galitekin), İşaret Yayınları, İstanbul 2001

• AYVERDİ, Ekrem Hakkı, Osmanlı Mi’mârîsinde Fatih Devri 855-886 (1451-1481), C. III, İstanbul Fetih Cemiyeti İstanbul Enstitüsü, 2. Baskı, İstanbul 1993

• DEMİRCANLI, Yüksel Yoldaş, İstanbul Mimarisi İçin Kaynak Olarak Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, 1989

• EYİCE, Semavi, “Eyüp Sultan Külliyesi”, İslam Ansiklopedisi. C.12, İstanbul 1996, s.9-12.

• GÜVEN, Erman, “Eyüp Sultan Türbesi’nin Hat Sanatı Açısından Değerlendirilmesi”, IV. Eyüpsultan Sempozyumu (5-7 Mayıs 2000), Eyüp Belediyesi Kültür Yayınları, İstanbul 2000, s. 310-323

• HASKAN, Mehmed Mermi, Eyüp Tarihi I, Türk Turing Turizm İşletmeciliği Vakfı Yayınları, İstanbul 1993

• KARA, Fahrünnisa Ensari, “Sahabe, Ensar ve Eyüp’te Yatan Sahabeler”, VI. Eyüpsultan Sempozyumu (10-12 Mayıs 2002), Eyüp Belediyesi Kültür Yayınları, İstanbul 2003, s. 28-43

• ORMAN, İsmail, “Eyüp Sultan Türbesi’nin Hat Sanatı Açısından Değerlendirilmesi”, VIII. Eyüpsultan Sempozyumu (7-9 Mayıs 2004), Eyüp Belediyesi Kültür Yayınları, İstanbul 2004, s. 100-107

• ÖZ, Tahsin, İstanbul Camileri, C. 1, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1987

• ŞEN, Ferize, “Eyüpsultan Türbesi Çinileri”, I. Eyüpsultan Sempozyumu, Eyüp Belediyesi Kültür Yayınları, s.71-73

• TAHAOĞLU, Tahsin Ömer, İstanbul’da Osmanlı Türbelerinin Tipolojisi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi Doktora Tezi, İstanbul 1988

• TANMAN, M. Baha, “Eyüb Sultan Külliyesi”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, C. 3, İstanbul 1994, s. 237-243

• ÜNSAL, Mine, “Eyüpsultan Türbesi Hacet Penceresinin Parmaklığının Restorasyonu”, I. Eyüpsultan Sempozyumu, Eyüp Belediyesi Kültür Yayınları, s. 71-73

 

Hz. YUŞA PEYGAMBER

KABRİ

 

Türbe Adı

:

Hz. Yuşa Peygamber Kabri

Adresi

:

-

Yaptıran (Banisi)

:

-

Yapılma Tarihi

:

-

Mimarı

:

-

Üslubu / Planı

:

-

Yatmakta Olanlar

:

Yuşa Peygamber tek başına medfundur.

Onarım Durumu

:

 

Web Sitesi

:

http://yusapeygamber.turbelerimiz.org

 

Hz. Yuşa'nın Kabri

Beykoz İlçesi’nde, Yuşa Tepesi üzerinde yer almaktadır. Geçmişten bugüne dek kutsal sayılan boğazın bu en yüksek tepesi, günümüzde hâlâ ziyaretçi akınına uğramaktadır. Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde Yuşa Tepesi ve yapılan ziyaretler hakkında bilgiler verir: “Yaruz Kalesi’nden aşağı Kavak Kasabası 5000 adım, güneyde deniz kıyısı ile Sarayburnu’na gelinceye kadar 8000 adımdır ki, o burun üzerinde Süleyman Han’ın bir seddi vardır. Servilerle süslü, cihanı seyreden bir çimenliktir. Orada bütün gezinti ehli, Yuşa Tepesi’ne, Yuşa Nebi’yi ziyaret için çıkarlar. Yuşa Nebi’nin mezarına ancak iki saatte çıkılır. Bu kadar yüksek bir dağdır. Üzerinde Yuşa Nebi’nin mezarı, bir tekkesi ve fukarası vardır".

Bu alana H.1169/M.1755’te, Yirmisekiz Çelebizade Sadrazam Mehmed Said Paşa tarafından bir mescit-tekke inşa ettirilmiş; ayrıca Hz. Yuşa’nın kabrinin etrafı da bir duvarla çevrilmiştir. Bununla da kalınmayıp, türbedar ve zaviyedar için hücreler inşa edildiğini, hatta bir postnişin dahi tayin olunduğunu Hadîka’dan öğreniyoruz.

Hz. Yuşa’nın kabri, 17 m. uzunluğunda, 4 m. genişliğinde olup, üstü açıktır. Burada medfun bulunan zatla ilgili farklı görüşler mevcuttur: Bazı kaynaklar burada yatan zatın, Musa Peygamber’in vefatından sonra İsrailoğulları’na gönderilen Yuşa Peygamber olduğunu savunurken; Hadîka başta olmak üzere bazı kaynaklarsa, söz konusu zatın peygamber olmadığını dile getirmektedirler. Hatta Hadîka, bu kişinin bir şeyh, evliya ya da havarilerden biri olabileceği; İstanbul’a gelmemiş olan Yuşa Peygamber’in kabrinin ise, Halep yakınlarındaki Mu’arra şehrinde olduğunun rivayet edildiği tarzında ifadelere yer vermektedir.

Kabrin oldukça büyük boyutta inşa edilme nedenini ise Naza, çok eski inançlarda, dağların zirvesinde yaşadığı kabul edilen “devlerin” yeni bir inanca kaynaştırılması olarak açıklar.

Tuğba ERZİNCAN

Kaynakça

Ayvansarayi Hafız Hüseyin Efendi. Hadikatü’l Cevami. (Haz.: Ahmed Nezih Galitekin).İstanbul: İşaret Yayınları, 2001.

Demircanlı, Yüksel Yoldaş. İstanbul Mimarisi İçin Kaynak Olarak Evliya Çelebi Seyahatnamesi. İstanbul: Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, 1989.

Hasırcızâde. İstanbul’da Sahabe ve Evliya Kabirleri. İstanbul: Kamer Neşriyat, 1984.

Naza, Emine. "Yuşa Mescidi ve Tekkesi". Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi. C.7,İstanbul 1994. ss.538.

Öz, Tahsin. İstanbul Camileri. C.2, Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1965.

Teksarı, Serhat. İstanbul Türbeleri. İstanbul 2005.

Yalçın, Ali. Hazreti Yûşâ. İstanbul 1991.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !